28 Kasım 2010 Pazar

gözünden kabus akan uyku(m)



ben kabus görmem ki!kötü şakalar vardır sadece...bi uğrar gider  onlar yatıya kalmazlar her gece!4-5 kere üst üste hem de!!


"hayır olsun" de
"gece ölsün" de
bi ona bişy olmasın
bi de sana bu gece !

artık gün ışığıyla yüzleşebilir mi kalbimin kırıkları?ki saati 5 ettim sabahı zorluorum!
kırıp elime verdiğin aşkı atsan atamıo satsan satamıorum...

kızgınlıklarıma yaslayıp basımı ısınmaya çalışmak
ağır gelio uykuma...
uyuyamıorum!
uyumakta istemiorum ya...
zor hevessiz çabalamak!hayal kur(ama)mak...
iki ince çizgide tek nefes almaya çalışmak…
ve
al(a)mamak...
bu cihan-ı alem’e alışmak!

kabuğuna geri dönen ceviz!
az yenmiş ve çok tükürülmüş haldeyiz :))
sırtı dönük pozlarımız ve biz
hala bu kör resimdeyiz... 

madem kendimizde diiliz
evde de değilsek 
peki nerdeyiz? 

uyumuorm!
biliorum hala ordalar
uyursam seni yine alırlar...

kır kabuğunu yeniden!burdan ancak böyle gideriz
ya da belki içimize bi çukur eşer
yine kendi ellerimizle kendimizi gömeriz! 

ben şimdi uyu(mu)yorum
sen kendine çok ii bak!
belki bi daha görüşemeyiz...










26 Kasım 2010 Cuma

"belki bi gün" diye başlayan cümle





  ...öldü


sen 

ona hasret kadın...
bişey olsa herşeyi bırakıp koşacak gibisin hala
belleğin kirli
hayali tanımıo gibi kalbin...
duyduğun her kelime
fırtına beyninde

inat olarak mı adlandırılıo içinde ki kabristan?

siz

sözde aşık adamlar...
bitevi yükünüzü ona taşıtmak çok mu kolayınıza geldi?
kendinizi mi rahatlattınız?
onu mu kandırdınız?

ya da 
kaçabildiniz mi gerçeklerden?

eğer unut(a)madıklarını sizler unutmayı başarmış ve gönlünüz rahatsa bugün

mutluluklar!!!

durun 
söylemeyin!
acıo yaralarınız...

onu piç gibi ortalıkta bırakıp gittiğinizde
yüzüne değin koşup görünücek delilikleriniz yoktu..

zır akıl sızdırırdınız hepiniz! 

ama onun satranç tahtası aynı

siz olsanızda/olmasanızda....

bir gün içinde sapacaktı yollar küçük bahçesinden uzaklara
elbet bir gün onun da ansızın saçlarına dokunacaktı kader...



24 Kasım 2010 Çarşamba

sevgili kızım ve oğlum

siz bu aşktan hiç doğ(a)mayacaksınız üzgünüm..babanız bizi terk etti...

ama hiç tanış(a)mayacağınız kardeşleriniz olacak sizin...oyunlar oynayacaksınız hep birlikte :)

 

 

evvel zaman içinde;

santranç masasında oynanan bi aşkta

şahımızı devirdik bahtımıza gittik biz :)

 

görünüşte yaptığı hamle  fedakarlıktı belki  de...

hem de tüm hamleleri unutmaya hazırken ben!

filini de  vermişti bana...

yedim!

bundan sonra her şeyin güzel olacağı inancıyla...

 

o  ise  gergindi

tahtayı süzüp

"şah!"dedi!


 

elimde fil kahkalara boğulup giderken

yüzme bilmediğimizi çabuk unutmuş gibiydi!

kuralların oyunuydu bu

ben ve benim gibilerin dill 

şah'ım korktu

kendisini önemli görüp sevinen şah'ım..

tüm taşlarım dudaklarını kemirirken

böylesi bi saldırı beklemiyorlardı işte...

onlar bile anlam verememişti yani
 

neden oynuoduk biz bu oyunu

neden karşıma düşmanım gibi oturdu sanki?

acımasızdı rakibim 

oyuna kaptırmış kendini


"şah!"


oyun tahtası harabeye döndü

biz de öyle...

bişeyler yıkılıo

bişeyler yok oluo 

güç savaşına dönüşüodu herşey

"rakibini yenemezsen o seni yener" sesleriyle hem de...

ben rakip değildim ki...hem de hiç kimsenin rakibi!
 

şimdi belki ben

hatalarımdan ders alıp ustalaşabilirim,önüme geleni paramparça edip, fillerime ezdirebilirm...kalelerimde zindana attırıp.alay ederim belki de..."bilmiosan oynama"derim..

ta ki onlar da ustalaşıp acımasızlaşıncaya kadar...

kimbilir...

 

yok!

olmamalı böyle...

bu oyun olmamalı

rakip olunmamalı

düşmanlık olmamalı

satranç oynanmamalı!


kalktım

"oyunun senin olsun" dedim...

 küçümseyerek baktı

"karşıma çıkmayacaktın!şimdi böyle zavallıca gidersin işte" diye

arkasına yaslandı....

gittim

bu oyundan kaçtım

çok eski...kuralların oyunuydu bu 

ben ve benim gibilerin diil...

garip bi oyundu...çok garip...

karmaşık 

ve ben hiç sev(e)medim...

farkında olmadan oturduğum satranç masasında rakibimin gözlerini arıodum... 

ben'i buldum :) 

 

işte sevgili kızım ve oğlum

bi oyundu bu hikaye...

anlattım size 

bi gün siz de kardeş kardeş oynayın diye :)



 

 

 





16 Kasım 2010 Salı

kendimden al(a)madığım intikamlarım var





kıpırdanan yarım kalmışlıklarım
birikmiş kızgınlıklarım


yanıma aldığım bikaç parçam ve ben
kendi kendini içine daha ne kadar gömebiliri beklioruz
duvarlarını ne kadar daha yükseltebiliri test edip
yok sayıp yazılanları nasıl tekrar yazabilir'i!


daha ne kadar cürretkar olabilir'i hatta...

yaklaştığında uzaklaştırıp
uzaklaşınca suçluoruz! 
  
çok güçlü bi irademiz var
aşık olmuoruz mesela biz
hiç ağlamıoruz hatta!
kadınlar sorguluo 
kadınlar mücadele edio...
yaralı bedenleriyle yatarken bile yerde!

sessiz bi gecede gürültülü bi uyanış beklioruz
gecenin sessizliğini kim bozacak o halde?

kendimden al(a)madığım intikamlarım var benim
unutmayı bilmediklerim
yanlış sevmelerim

alacağım var işte kendimden
bi de çok özlediklerim...

12 Kasım 2010 Cuma

acının son kullanma tarihi





zaman zaman vuruosun ya burnun direğine...
o zaman yazıorum oturup

uçurumdan düşercesine kalkıo içim...
geçio sonra yine

neye üzüldüğünü de bilmio ya insan bi yerden sonra
kahrediosun ama neye!

hatta uzun zaman kızgındım kendime...
büyüdüm...
aklım başıma geldi
affettim beni...
gurur duydum kalbimle
sevebildiği için senin gibi birini ...

başımı da okşadım elimle 
dedim ki
aferin kızım..aferin...
aşkın acısını çekicek gücün var ya 
helal olsun sana!
vazgeçme! 
bin kere daha yıkıl
bi kere daha sev sen! 

ve  başa sardım herşeyi

ben seni hiç tanımadım...biz hiç karşılaşmadık
yoluma hiç çıkmadın sen..
hiç sevişmedik biz...hiç sevmedik

sahi...
neydi adın senin?


10 Kasım 2010 Çarşamba

ÇOCUK








yaşamayı  istemediğini söylediğin şeylere bunca sarılmak niye çocuk?

büyüdüğünde hayat omuzlarına basa basa devam edicek zaten!
suyun altında nefes almayı öğrendikçe sen
çok uzak kılınıcaksın bizden...

adın gibi emin olucaksın da..artık söylemiceksin bana!

bilmek yakıcak canını
oynıcaksın hep rolünü...
nefret ediceksin belki de
ama gülümsiceksin hepsine!

büyüdüğünde herşey bambaşka olucak çocuk
bildiğin her şeyi unutmanı isticekler senden
en başta da beni...
sorgusuz sualsiz 
kabul ediceksin yine!

istemediklerinle mutlu olmak  olucak çaren
kandırıcaksın kendini
en iyi en düzgün olucaksın 
hatta parmakla göstericekler yerini

takdir edicekler seni...takdir!
İSTEDİKLERİ ÇOCUK OLUCAKSIN...

ama yetmicek sana
eksik kalıcak hep parçan
parçalanıcaksın...
içinde sonsuza dek kanıcak bi yara gibi
bi yanın hep acıycak hep...

öyle şeyler gelicek önüne
öyle şeyler geçicek...

en yakın sandıklarının arkasından
kendinden başka kimseyi göremiceksin...

elin kolun bağlı
mecbur kalıcaksın yine
sorular kafanda cevapsız kaldıkça 
bişey diyemiceksin...

yorulucaksın!

her yerin ağrıycak yürümekten
istemeden  yürümekten
sağırlaşmayı öğrenip zamana
değiştiğini fark edip üzülüceksin şeklinin...

çocukluğun elinden akıp gittiğinde
korkularının tümünden sıyrılıp
 ödül vericeksin canını yakabilene ...

oturup düşündüğün bi gün
umudu bile yorgun  görünce içinde

içince...

zor gelicek zorunda kaldıkların!
her şeyi unutup...göçmek isticeksin geçmişe...

körleşip sağırlaşıp
hatta
rastladığın her çocuğa sarılıp...

kendini anımsayacaksın

ve biraz da 
sahiplen(e)mediğin beni yüreğinde...


görüceksin çocuk... 
çocuk kal(a)madığına sen
kendi sözlerinle
kendin lanet ediceksin...

8 Kasım 2010 Pazartesi

özledim bugün hepinizi...









kediliğe başlama sebebi,canım ciğerim kevin pisisiyle verdik başbaşa bu gece...zira pek tadımız da yok 15 gündür,yaş oldu 14 kronik hastalıklara bi de  mendebur kedi gribi eklenince astım kardeş epey zorluyo bizi...2 gün oldu eve döneli anne yarısı ögggzesinden(halk dilinde vet)...pek şanslı benim pisi öyle vet köşelerinde diil hekim evlerinde bakılıo kendisi :)

işin geyik kısmındayım da farkındayım artık onla hikayemizin dönüşüm noktası...2 gundur sessız veda halleri sarmaş dolaş takılıoruz..nefes alamadıkca kucagıma kacıo ya asıl bişy gelmemesı elden tek acıtan...bi de evde yalnız bırakıp işe gitme mecburiyeti...

sanırım bugunku ağlama seanslarımın baş sebebi bu canım ciğerim kedisi...

bi de 
dedemi çok özledim bugün...17 sene sonra sanırım bilinç altım da benden yana...ki hayatımda ilk defa koltukta oturur halde sızmışım...dedem gibi :)

zaten yusuf'un hikayesi de batıo bana sabahtan beri...çocukluğumun kokusunu getirdi burnuma sonra da abilik yaptığı  genç kızı :)babamın fellik fellik bizi aradığı cımbız/caddebostan hattı geceleri..ama o zaman herşey güzeldi!diliorum yine öyle olsun!onu da özlemiyim bu kadar erkenden ben!

Devletim,kaybettiğim kendim!10 sene oldu da..geçmedi...kaçtım ben özlemekten hep seni...birlikte yaptırıcamız melek kanadı dövmeleri yaptırmaktan kaçtığımız her gün gibi :)neyse ki sen gerçeklerine kavuştun söylenmene gerek kalmadı tepemde :)

evimi özledim...arka bahçesinde her gün dizlerimi kanatıp parçaladığım :)bi de komşumuzun oğlu Aysan'ı :))zira hep erkekti ya oyun arkadaşlarım...sapan yapıp taş atan birdirbir bir oynayıp atari de savaşan kız çocuğu bulmak zordu o devirde :))ama aysana makyaj da yapıp evcilik de oynatıodum annesi fark edene kadar bu gerçeği :)) işte o günlerimi çok özledim biraz önce ben...

İzmiri özledim bi de...canımın en yandığı nefesimin en daraldığı anların acil çıkış kapısı :)ve canımın izmir köşelerini...burnumun direği bi sızlar oralara...ama güzel güzel kokularla :)
aaaa!az önce karadaglar dıye bı dızıde gördüm! bizim köyü özledim...oralarda çekilmiş dizi...kaz dağlarım yeşilyurt köyüm...sanırım 15 güne kaçarım 2 günde olsa yanına...
bazen hak etmeyeni de özlüorum ya..o zaman kızıorum işte kendime...sonra duruorum!ve af ediorum beni :)benim suçum diildi...

değişimler dönüşümler...eskiden korkardım da...biraz sakin bakınca aslında herşey olması gerektiği gibi...değişicez gelişicez dönüşücez!özlicez!bağlanmıcaz sonsuz gibi hiç bişye...bitişleri gidişleri normal karşılıcaz işte...bunu kabullenmiş olmakta bi dünüşüm benim gibi melankolik birine :)

hem biz büyüyünce falan da kirlenmedi bu dünya...herşey insanda!

beni özledim ben beniiii :) umarım yakında kavuşuruz birbirimize.

siz şimdi bunu okuyunuz
anla(ma)yınız!
hatta varsa  sadece payınıza düşeni alınız...
gitsin :)

birikmiş dönüşümlerin özlettiği hepinizi hiç unutmıcamı bilin istedim bu gece ...

“deli miyim?”... deli olsaydım bu soruyu sormazdım :)

ben sadece çok sevdiğim hepinizi  bi kez daha çok özledim!