10 Kasım 2010 Çarşamba

ÇOCUK








yaşamayı  istemediğini söylediğin şeylere bunca sarılmak niye çocuk?

büyüdüğünde hayat omuzlarına basa basa devam edicek zaten!
suyun altında nefes almayı öğrendikçe sen
çok uzak kılınıcaksın bizden...

adın gibi emin olucaksın da..artık söylemiceksin bana!

bilmek yakıcak canını
oynıcaksın hep rolünü...
nefret ediceksin belki de
ama gülümsiceksin hepsine!

büyüdüğünde herşey bambaşka olucak çocuk
bildiğin her şeyi unutmanı isticekler senden
en başta da beni...
sorgusuz sualsiz 
kabul ediceksin yine!

istemediklerinle mutlu olmak  olucak çaren
kandırıcaksın kendini
en iyi en düzgün olucaksın 
hatta parmakla göstericekler yerini

takdir edicekler seni...takdir!
İSTEDİKLERİ ÇOCUK OLUCAKSIN...

ama yetmicek sana
eksik kalıcak hep parçan
parçalanıcaksın...
içinde sonsuza dek kanıcak bi yara gibi
bi yanın hep acıycak hep...

öyle şeyler gelicek önüne
öyle şeyler geçicek...

en yakın sandıklarının arkasından
kendinden başka kimseyi göremiceksin...

elin kolun bağlı
mecbur kalıcaksın yine
sorular kafanda cevapsız kaldıkça 
bişey diyemiceksin...

yorulucaksın!

her yerin ağrıycak yürümekten
istemeden  yürümekten
sağırlaşmayı öğrenip zamana
değiştiğini fark edip üzülüceksin şeklinin...

çocukluğun elinden akıp gittiğinde
korkularının tümünden sıyrılıp
 ödül vericeksin canını yakabilene ...

oturup düşündüğün bi gün
umudu bile yorgun  görünce içinde

içince...

zor gelicek zorunda kaldıkların!
her şeyi unutup...göçmek isticeksin geçmişe...

körleşip sağırlaşıp
hatta
rastladığın her çocuğa sarılıp...

kendini anımsayacaksın

ve biraz da 
sahiplen(e)mediğin beni yüreğinde...


görüceksin çocuk... 
çocuk kal(a)madığına sen
kendi sözlerinle
kendin lanet ediceksin...