saydam camın ardındaki “sır”
elimde sırrı dökülmüş ayna
şimdi herşey gizli o hakikatta..
o yüzden "söyleyecek yalan bulamayanların başvurduğu son çare gerçeğin ta kendisidir ya"..
zor gelir aynalarla yaşamak insana..
sahi acımaz mı deri içinde kalan can kırıkları?
neden kimse ağlamadı-neden hiç ses çıkmadı?
hiç mi sızlamadı adamın sol yanı..
ben mi..
ben
bir gün kavuşmaya yüzümüz olsun diye,
ağlamadım..
hayat ne garip
bir masalı yaşamak üzere çıkıyorsun yola
ve uyanıyorsun tam ortasında
şanslıysan peri
değil isen bir kurt masalında..
bütün hikaye(miz) işte bu hakikatta..
insanlar savurgan,insanlar acımasız
mayın döşemişler aşka giden yollara
her aşk ardında kötü kalpli kurt gölgesi var adeta...
elbet konuşmuyorum kimsenin adına!
kim bilebilir ki senin de kalbinde ödediğin bir bedelinin olmadığını...
işte tam o yüzden bakabilmek lazım aynalara,
sırları dökmeden,zaman çok geçmeden...
bir tek kendin için,bir tek kendi (in)adına..
aşk akar aşığını bulur
bul(a)mazsa elindekiyle avunur..
yeter ki sırları dökülmesin insanın
kendini bile göremediği zamana..
çünkü sır dökülüp, kırılınca ayna,
gerçeğin de ötesinde bir gerçek gösterir insana...
o halde ayna ayna
söyle bana
sorun ya yaşayamadıklarını yazmaktan başka hiçbir şeye cesareti olmayanlarda
ya da
yaşadığına fazla sahip çıkan cesurlarda...
biz aynaya bakıp o son hayali kurmayacaktık..
birbirimize bakıp kendimize aşık olmayacaktık biz.. azala azala sürüyor yolculuk...
eksilirken bir şeyler "tam insan" olmaya yürüyoruz belki de...
kim kimi,neden sevdiyse
ve şimdi elde ne kaldıysa,
helal edelim
GİTSİN!
