sonrasızlığa öncelik tanıyan eksik bi teşebbüs.. bi köprünün iki ayağı gibi...bir araya gelse..yıkım olur!..
varlığı epidemik bi kış nezlesi...
varlığı epidemik bi kış nezlesi...
diye başladı masal...
ve o masal
ve o masal
hiç bitmedi ! ...
büyümek..öğretmişti çocuk denklemlerin gerçek hayatta geçerli olmadığını..
ve sen...
hem yarsın,hem ser...
deveye hendek atlatsam köprüde iki keçi;keçileri barıştırsam..köpek kovalar isimsiz kedileri...sende bir kış ayısı miskinliği,bende katır inadı... aslında biz neyiz bilio musun:aşk çölü’nde bahtsız iki bedevî!
kutup ayısını görmemek için gözlerimizi yumuoruz acıya,yaralarımız kanamaz sanıoruz;yaraları öpülünce can acılarının azalacağına inanan beş yaş afacanları gibi....
maalesef ya da yaşasın;
maalesef ya da yaşasın;
istemeden bi oyunun tam ortasındayız..
adı:çölde saklambaç!
ama korkudan öyle bi saklandık ki,korkarım,bulunduğumuz yerden yaşlanmadan ya da kutup ayısı Hakk’ın rahmetine kavuşmadan çıkamıcaz!biz hayat saklambacında birbirinin yerini bilerek birbirinden,hem de ebeden saklanan iki çocuk..ayrı kuytularda ama beraber yaşlanıcak,beraber aşklanıcak!
inanıodum ben sana,tüm söylediklerine ve hiç yap(a)madıklarına..
inanıodum ben sana,tüm söylediklerine ve hiç yap(a)madıklarına..
öyle ki,
yenileceğimi bilerek ama duygularım uğruna savaşmadan vazgeçilecek kadar basit olmadığından,yeldeğirmenleriyle savaşan o şövalye kadar savaştım aramızdaki imkânsızlıkla....
"her şeyi,herkesi bi anda silip yanına gelebilsem”derken bile o filmdeki sen kadar kendine güvenemedin,o adam kadar cesur olamadın çocuk!...
zamanlarca,öyle hiçbişey yap(a)madan,ancak üstüne düşecek bi göktaşının sana yardım edebileceğine inanıp durdun...yalnızca... olduğum için Allah’a,olduğumu öğrendiğin için kaderine,beni tanıdığın için şansına ve seni çook sevdiğim için bana aşık olmak yeterdi sandın....
yetmedi adamım..
"her şeyi,herkesi bi anda silip yanına gelebilsem”derken bile o filmdeki sen kadar kendine güvenemedin,o adam kadar cesur olamadın çocuk!...
zamanlarca,öyle hiçbişey yap(a)madan,ancak üstüne düşecek bi göktaşının sana yardım edebileceğine inanıp durdun...yalnızca... olduğum için Allah’a,olduğumu öğrendiğin için kaderine,beni tanıdığın için şansına ve seni çook sevdiğim için bana aşık olmak yeterdi sandın....
yetmedi adamım..
sen içindeki Hemingway’i her şartta koruyabildiğine inansan da ve uzun yolculukları göze alabildiğini düşünsen de... söylesene aslında hangi düşünü gerçekten yaşamak istedin?
ve yaşatmak için çabaladın ki sen!
işte bu yüzden...
ilk görüşte aşk’tın,
daha ilk celsesinde
imkânsızlığa dönüşen!....
işte bu yüzden...
ilk görüşte aşk’tın,
daha ilk celsesinde
imkânsızlığa dönüşen!....
ŞİMDİ EN YAKIN YABANCISIN
sen bana
yabancıların en yakınısın!...
yağmur bakışlı bir kimse’siz..
bazı ışıklar kısık
bazı nefesler kesik...
s’Ona (Y)akın...
kapı..
açılıp da
biri giriverecekmiş gibi...
bütün başlar kapıya döner...
ve kimse girmez içeri!
o kadın ki... aslında hiç olmadığı kadar burda!
“kapı..
açılıp da
biri gidiverecekmiş gibi...”
iş işten (bir) geçmiş’tir
kalp durur,merak bi kez daha oksijeni dondurur
yaşanmıştır
ve
bitmiştir.
hani bulutlarla haber yollayacaktın sen bana...
yağmur damlasına bi kelime yazacaktın hani?
söz vermiştin.. ..
her zamanki gibi!
neyse...
sadece kavganın sesini kısıp-sessizligi sonuna kadar acmak geldi içimden bu gece
o kadar!
çünkü biliorum
unutmaz o beni...
unutmazsın sen beni...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder