28 Ekim 2010 Perşembe

Alice in non wonderland :)

rüzgarın desibeli yağmurun delirmesi biraz da uçuşan herseyin  sesi derken atıp tutasım geldi arkasından Alice'in...hani şu meşhur güçlü kız imajlı hayalperest varlık:)harikalar diyarıyla real dünyası arasında  labirente sıkışmış babasına aşık çok bilmiş masal kahramanı...
 
bu gece sihir ve  halüsinasyon serbest burda...hazırlıklı olmalı!her an bi kedi gülümseyebilir çaydanlığımın içinde,bi oyun kağıdı hapsedebilir beni bu laptopa, bi tırtıl öğüt verebilir karşıma geçip ve bi şapkacı ışığı söndürebilir ben yazarken aniden...

kimbilir bu gece herşey olabilir  ya da hiçbişy uçuşmaz artık havada :)

aslında; 

"I'm late! I'm late! for a very important date!

diyen
o aceleci beyaz tavşan yüzünden başladı herşey...o günden sonra gördüğüm her beyaz tavşanın peşinden gittim ve bi sürü tavşan deliğinden düştüm takılıp peşlerine :)delikler bi anda büyüdü...büyüdü...konuşan oyun kartları ve bi çok masal kahramanı birikti içimde...biraz masala kaçmak ya da aklı kaçır(ma)maktı bütün hikaye!

gölge etmeyen bi ağacın dibinde uyandım!ve o günden sonra hiç gülümseyen  kedi görmedim cebimde :)
 
çıldırdım mı ben?
korkarım ki öyle.. tümden hem de!ama kendime bi sır verdim.!"tüm  iyi insanlar biraz öyle" ;)

korkmayın!
ölmüorum....
dünüşüorum sadece :) 

wonderland'den fashionland'e :)))

biraz realite biraz mucize!

derken;

which way she oughts to go from here?
"that depends a good deal on where she wants to get to" said the cat  
well...she doesn’t much care where! 
"then it doesn’t matter which way she goes" said the cat!

işte bütün mesele ;)

so " follow the white rabit" der pusucat ;)

p.s. o tavşanın günümüzde de yaşadığı varsayılmakta!en azından benim tarafımdan :)

27 Ekim 2010 Çarşamba

pusudaki mor kedi :)

ne kadar sessiz bi süreç...

ay'da konser verip dünyaya sesimi duyurıyım diorum bi an evvel :)önce kendime demo bi konser verip kestiğim simli karton yıldızlarda coşuorum!çizdiklerimi boyarken de çocuk gibi çığlık çığlığa,balıklama dalış yapıorum renklere!p.s.hız limitini aşmadan :)

bi projeksiondan izlenebilir/hoparlörden duyulabilir haldeyim..kırık kafa düşlerim/ayık kafa düşlerim!ve mutlaka üstünden kayacağım gökkuşağının ton sür ton saatim...sözüm söz olsun ona :)) kaydıkça da yeni bi renge dönüşeceğim!
tutulmuş pisisel nefes/mor kedili atölyede çay içerken ben...bi kara parçasına binip uzaklaştıkça dünden,üstüne de kar yağsa pantonemin :)

1-2-3 la havle ve 1-2-3 TIP bu gece!