rüzgarın desibeli yağmurun delirmesi biraz da uçuşan herseyin sesi derken atıp tutasım geldi arkasından Alice'in...hani şu meşhur güçlü kız imajlı hayalperest varlık:)harikalar diyarıyla real dünyası arasında labirente sıkışmış babasına aşık çok bilmiş masal kahramanı...
bu gece sihir ve halüsinasyon serbest burda...hazırlıklı olmalı!her an bi kedi gülümseyebilir çaydanlığımın içinde,bi oyun kağıdı hapsedebilir beni bu laptopa, bi tırtıl öğüt verebilir karşıma geçip ve bi şapkacı ışığı söndürebilir ben yazarken aniden...
kimbilir bu gece herşey olabilir ya da hiçbişy uçuşmaz artık havada :)
aslında;
"I'm late! I'm late! for a very important date!"
diyen
o aceleci beyaz tavşan yüzünden başladı herşey...o günden sonra gördüğüm her beyaz tavşanın peşinden gittim ve bi sürü tavşan deliğinden düştüm takılıp peşlerine :)delikler bi anda büyüdü...büyüdü...konuşan oyun kartları ve bi çok masal kahramanı birikti içimde...biraz masala kaçmak ya da aklı kaçır(ma)maktı bütün hikaye!
gölge etmeyen bi ağacın dibinde uyandım!ve o günden sonra hiç gülümseyen kedi görmedim cebimde :)
çıldırdım mı ben?
korkarım ki öyle.. tümden hem de!ama kendime bi sır verdim.!"tüm iyi insanlar biraz öyle" ;)
korkmayın!
ölmüorum....
dünüşüorum sadece :)
wonderland'den fashionland'e :)))
biraz realite biraz mucize!
derken;
which way she oughts to go from here?
"that depends a good deal on where she wants to get to" said the cat
well...she doesn’t much care where!
"then it doesn’t matter which way she goes" said the cat!
işte bütün mesele ;)
so " follow the white rabit" der pusucat ;)
p.s. o tavşanın günümüzde de yaşadığı varsayılmakta!en azından benim tarafımdan :)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder