25 Şubat 2013 Pazartesi

uyumayan çocuklara, büyümemiş masallar!



Evvel zaman içinde,

birilerinin öldüğü 

birilerinin doğduğu bir günde 

" b" harfini büyük yazmaya da gerek yok!
Yağmurlu bir gün öyle 

onun da önemi yok !

bir (i) varmış

bir (i) yokmuş!

zamanında iç(imiz)de çocuklar oynarmış. 

ben de şimdi tam sizden kendi aranızda gruplara ayrılıp oyun oynamanızı isteyecektim!

Gülmeyin! 

şaka değil!

şimdi buraya çocuklar gibi oyun oynamaya geldiniz.

ya da

önemi yok

gelmeyin!

sen de oyunu unut çocuk

büyü!

ve hafızana işlenen ezberlediğin cevaplarını unut!

uyut!

hatta bir kere de çekip kapının ardında bırak ne varsa!

neyse,

erilen murad ve çıkılan kerevette,  

bir müebbet muhabbetin terkine, 

gülmenin, 

ağlamanın 

yarım kalan haline, 

uykusuz gecelere 

ve sevginin bir çocuğun kalbine nakşedilmesine karar verilmiştir!

 sahi

 yalnız olunca cesaret olmuyor öyle mi!

 Hayır! 

cesaret olmayınca, yalnızlık oluyor böyle !

oysa sevildiğini bilmesi gerekiyor çocuğun
çünkü beklemek ne demek biliyor!

sevilmek olunca bekleniyor öyle mi! 

Hayır! 

beklemek olunca sevilemiyor ! 

ve çocuk,

yüreğinin acısına dayanamıyor!

Galiba 

çünkü gitmenin yürek yarasını biliyor 

sahi,

gitmek olunca yürek yaralı oluyor öyle mi !

Hayır !

yüreğin acı ile dolunca gitmek oluyor

böyle ! 

 

 

 

 

 

30 Ocak 2013 Çarşamba

Arkadaşım Eşek





Ahval ; gecekuşu@uykumkacti.com !!

" Kaç yıl oldu saymadım köyden göçeli
Mevsimler geldi geçti görüşmeyeli
Hiç haber göndermedin o günden beri
Yoksa bana küstün mü unuttun mu beni "


Hazır uyku, arkadaşında yatıya kalmış, etraf sakin, iki satır karalıyım dedim ne zaman sonra, 

bu şarkı geldi aklıma!


Epey olmuş yazmayalı sevgili  eşek! 

yani "herkes kendisinden başkasını düşünürse, hiç kimsenin kendisini düşünme ihtiyacı kalmayan bu dünyada !

şair ne de güzel saplamış okunu egonun kalbine !
oysa !
balkonunda birilerinin gidişini izleyen o kadını ben de severdim!
sahi o kadın, 
o kadın neden inip “dur” demedi? Neden rüzgâra ve ateşe koşmadı ki ? 

peki " hiçbirsey yolunda degil ama hersey olması gerektiği gibi" nasıl bir ironidir? 

nereden gelir, nereye gider! hangi coğrafyada, ne yer ne içer !

Mesela kedisel bir tavsiye, olan biten hiçbirşeyin nedenini anlamak icin ısrar etmeyin! çünkü gönülden anlamayı sectiğiniz bir hikayenin içinden mutlaka geçersiniz. Satır satır anlar, anladıkca kanar, kanadıkca inandıklarınızdan vazgeçersiniz. 

Hem kizamaz olur hem kendinize kiyarsınız! 
İyisi mi, 

zorlamayın
sonra günlerden bir gün, hic birsey yolunda olmaz ama hersey olması gerektigi gibidir uzaktan .. 

bir oyun baslar,  hep birlikte oynarsınız ..

Herkes esittir artık ! herkes sobe!

çarktaki hamster , tavandaki casper :) 

Doner dururlar  dusuncelerin icinde! 


tam da orada,

bazı insanlar küfürü, bazı insanlar şükürü öğretirken, 

gökten her alime bir zalim, her zalime bir alim düşer ..

sıkı tutunun!

İyi geceler 


26 Ağustos 2011 Cuma


kuyruklar birbirine değ(me)diği sürece, kangren ol(may)acağız seninle!

rüzgar değip geçmedi, ısırıyor tenimi..
köprünün rengi turkuaz
ve senin haberin bile yok bundan..
artık turkuaz seviyorum  kelebekleri..
aşk?
sahi, o, mavi olmaz.. idi.. değil mi?
eskiden..
biraz eskiden!
oysa şimdi  zevkime göre değiştiriyor rengini 
Turkuaz,
huzurlu, sakin mavi..
yalnızlığın ve sadakatin rengi..
hem bilir misin; insanlar mavi renkle yazılmış yazıları daha fazla akılda tutabilirler J
o halde bu sene ,aşkım TURKUAZ olsun!
hem senin haberin bile yok bu renkten..
nasılsa sen, daha o’nun yanından bile geçmedin!
güle güle şems
suretin turkuaz,hoş geldin!


5 Temmuz 2011 Salı

ayna ayna söyle bana..


saydam camın ardındaki “sır” 
elimde sırrı dökülmüş ayna 
şimdi herşey gizli o hakikatta..

o yüzden "söyleyecek yalan bulamayanların başvurduğu son çare gerçeğin ta kendisidir ya"..

zor gelir aynalarla yaşamak insana..

sahi acımaz mı deri içinde kalan can kırıkları?
neden kimse ağlamadı-neden hiç ses çıkmadı?
hiç mi sızlamadı adamın sol yanı..
ben mi..
ben 
bir gün kavuşmaya yüzümüz olsun diye,
ağlamadım..

hayat ne garip
bir masalı yaşamak üzere çıkıyorsun yola
ve uyanıyorsun tam ortasında 
şanslıysan peri
değil isen bir kurt masalında..

bütün hikaye(miz) işte bu hakikatta..
insanlar savurgan,insanlar acımasız
mayın döşemişler aşka giden yollara 
her aşk ardında kötü kalpli kurt gölgesi var adeta...

elbet konuşmuyorum kimsenin adına!
kim bilebilir ki senin de kalbinde ödediğin bir bedelinin olmadığını...
işte tam o yüzden bakabilmek lazım aynalara,
sırları dökmeden,zaman çok geçmeden...
bir tek kendin için,bir tek kendi (in)adına..

aşk akar aşığını bulur
bul(a)mazsa  elindekiyle avunur..
yeter ki sırları dökülmesin insanın
kendini bile  göremediği zamana..
çünkü sır dökülüp, kırılınca ayna, 
gerçeğin de ötesinde bir gerçek  gösterir insana...
o halde ayna ayna
söyle bana
sorun ya yaşayamadıklarını yazmaktan başka hiçbir şeye cesareti olmayanlarda 
ya da
yaşadığına fazla sahip çıkan cesurlarda...

biz aynaya bakıp o son hayali kurmayacaktık..
birbirimize bakıp kendimize aşık olmayacaktık biz..


p.s. sen ne kadar itina edersen et.. bazen baskasının kaderiyle de carpısıyor sana ait o hayat...ve ben ölmediysem hala,kimse ölmemiştir aşktan.  
azala azala sürüyor yolculuk... 
eksilirken bir şeyler "tam insan" olmaya yürüyoruz belki de...
kim kimi,neden sevdiyse
ve şimdi elde ne kaldıysa,
helal edelim
GİTSİN!
 

29 Haziran 2011 Çarşamba

içimden geldi

iki ucu farklı değnek yaşamak..

o yüzden dışarıdan bakmak iyidir bazen!
hayatlara,aşklara,insanlara
en çokta aynaya :)

küllerden alevler yaratmak bilmem ne kadar mümkündür ama yamanmış deliklerle uçan balonlar da yok değil hayatta..tercih meselesi,elbet denemeli :)

zira fiyatını yükseltmeli şuursuz savrulan önyargıların,5 kuruş olmamalı değer yargıları artık..
hiç kimsenin söylediği gibi hissetmediği,hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığı gerçeği bedava sunulmalı mesela insanlara...artık hiç yadırganmamalı…

belki bazen “o kadar bir şey söylemeden gitmeli ki..üstüne milyonlarca bir şey söylenmeli”…
korkmadan gitmeli hem de!heyecanla yürünmeli yenilikler…hem güvende hem  özgür olunamayacağı bilinmeli,hormonlu masallar yazmamalı insan kendine..

yaralarımdan korkmuyorum ben artık
büyüdüm
hem de tam “artık yazamıyorum” derken…
sahi ya,hep “tam da” kısmına takılmışken gelir mucizeler..
 hiçbirşeyin tesadüf olmadığı kader oyunlarını seviyorum bi zamandır...
içimde kaç kadın yaşıyor sorumdan da vazgeçtim..
geçen gece oturdum hepsini tek tek dinledim :)
zira işleri bu noktaya getiren ben değildim o yüzden onlara hak verdim
hem hiç biri bana karşı değil aslında
tek sorunları kendilerinden yana olmaları..
biraz didiştik biraz itiştik ama uzlaştık sonunda
hepimiz kendi hayatlarımızı yaşamaya karar verdik aynı çatı altında..

şimdilerde taşınıyoruz tebdili hayatta ferahlığa
anıları yerlerinde bırakıp
yabancılaşıyoruz,salona,mutfağa,balkona..

uzaktan bakıyoruz bazı insanlara
hayatlara ve aşklara

yer açıyoruz…

layık olduklarımızı alıp yanımıza,sahip olmadıklarımızı sorgulamıyoruz
değişmiyoruz
dövüşmüyoruz!
dönüşüyoruz :)

sahi neden bitişlerden korkar insanlar?
neden hep garantici yaşarlar..
dünya kocaman bir alanken,neden hep aynı metrekareye saplanırlar?

neden yaşayamazlar HAYATI…

“Ben insanları arabanın camına vuran yağmur damlalarına benzetiyorum,bazen bir damla aşağı doğru kayarken başka bir damlaya karışıp güçlenerek daha hızlı ilerliyor… insanlar acımasız,savurgan..hiçbir şeyin sonu gelmeyecekmiş gibi davranıyorlar..bir gün şöförün camı açabileceğini hiç düşünmüyorlar…”
İncir reçeli...güzeldir!bilmiyorlar…

sahi ya unuttum!

ya “aşk” ?

o,hükmetmez..
terbiye eder :)

biri ordan,diğeri öbür yandan çekiştirirken  seni...
kimin elinde kalırsa hangi parçan 
orda yaşıyorum sanırsın aşkı..

aslında aşk,
çekiştirmez!!

bağlar ipini öylece kalbe
ucunu elleriyle keser!